0 530 074 47 04 info@migrencerrahisi.com.tr

Migren Ameliyatı Nasıl Yapılmaktadır?

Migren sadece bir baş ağrısı değildir.  Baş ağrısı şeklinde gelişen migren atakları biyoelektriksel bir hastalık olup otonom sinir sisteminden kaynaklanmaktadır.  Migren atakları sırasında otonom sinir sistemi temel işlevi olan damar-sindirim-dolaşım görevini geçici olarak aksatmaktadır.  Bu nedenle de şiddetli baş ağrısı şeklinde hissedilmektedir.  İki çeşit migren ağrısı bulunmaktadır.  Bunların ilki olan basit migren toplumda en yaygın görülen indir.  Basit migrenin belirtileri şiddetli baş ağrısı,  bulantı,  kusma gibi şikâyetler olmaktadır.  Bununla birlikte iş basit migren ataklarında kişilerin koku, ışık ve sese karşı hassasiyeti artmaktadır.   Diğer bir migren türü olan auralı migrende ise  uyuşma,  geçici felç gibi birtakım nörolojik semptomlara  rastlanmaktadır.  Çocuklarda görülen migren ağrılarında ise daha çok kusma,  bulantı ve karın ağrısı şikâyetleri ön planda olmaktadır.  Migren atakları kişilerde birtakım psikolojik sıkıntılara yol açabilmektedir.  Yapılan araştırmalarda deneklerin neredeyse yüzde atmışsın da depresyon ve anksiyete şikâyetleri geri almıştır.  Migren ataklarının kişilerdeki en büyük kaybı ise iş kaybıdır.  Hastalarının neredesin yüzde doksanı migren atağı sırasında iş göremez hale gelmektedir.  Yapılan araştırmalar yaklaşık olarak ayda iki kez ortalama migren atağı yaşayan kişilerin bir sene içerisinde neredeyse bir ayını kaybettiğin ortaya koymaktadır.

 

Migren atağının gelişimi bir takım hiyerarşik sıralamalarla görülmektedir.  Otonom sinir sisteminde gelişen ve biyoelektriksel bir hastalık olan migren ataklarına enfeksiyonlar,  ameliyatlar,  dişler,  travmalar bozucu alan olarak kaynaklık edebilmektedir.  Migreni tetikleyen en önemli unsurlar ise stres,  bazı yiyecekler,  uykusuzluk ve açlık,  rüzgâr,  birtakım hormonal değişiklikler olabilmektedir.  Migren gelişimi sırasında hipersensitif sinir sistemi kişilerde çok duyarlı bir hale gelmekte ve bu duyarlılık otonom sinir sisteminin bozucu alanlarından gelen uyarıların daha fazla algılanmasına sebep olmaktadır. Hipersensitif  yapıya sahip kişilerde ve bozucu alanlara sahip kişilerde migrenin tetikleyicisi olan faktörlerinde etkisiyle zaman içerisinde otonom sinir sistemi kontrolden çıkmaktadır. Otonom sinir sisteminin kontrolden çıkması ile birlikte otonomik disfonksiyon gerçekleşerek migren atakları başlamaktadır.  Migren atakları daha çok damardaki üzülmeye bağlı gelişen auralardır.

 

Kişilerin normal yaşam düzenini bozan bu şiddetli baş ağrılarına çözüm yolu olarak son dönemlerde en büyük çare migren ameliyatı olmaktadır.  Migren ağrılarına sebep olan 4.ana tetikleyici bölge yer almaktadır.  Bu bölgelerin ilki göz çevresi olup ikincisi şakak bölgesi,  üçüncü sayısı bölgesi ve sonuncusu da burun  bölgesidir.  Yapılacak olan endoskopik cerrahi tedavi ile yani migren ameliyatı ile hastanın yaklaşık olarak yüzde doksanı iyileşme göstermektedir.  Plastik cerrahisi içerisinde yer alan migren ameliyatı ile migren hastaları artık ağrı kesici kullanmak zorunda kalmaktadır.  Bu tedavi yöntemi ile migrene bağlı olarak gelişen başarılarıyla büyük oranda baş edilebilmektedir. Ameliyat öncesi kişinin migren ataklarının bulunduğu bölge tespit edilmektedir.  Dört bölge içerisinde bir değerlendirme yapılarak atakların geldiği bölge belirlendikten sonra endoskopik yöntem ile bölge içerisinden geçen sinir kalp kasları gevşetilmektedir. Her baş ağrısı migren ağrısı olmayıp öncelikle baş ağrısı şikayetiyle gelen kişilerdeki ağrının migren olup olmadığı tespit edilir.  Sonrasında ise bir nöroloji uzmanı tarafından değerlendirme yapılarak migren teşhisi konulan hasta ameliyata yönlendirilir.  Hastanın da onayı alındıktan sonra ameliyat gerçekleştirilir ve sinir karşılığını geliştirilmesi ile birlikte migren atakları artık yok denecek kadar azaltılır. Her ameliyatta olduğu gibi migren ameliyatında da birtakım  riskler vardır.  Kanama,  enfeksiyon ve hematom gibi resimlerin yer aldığı migren ameliyatı sonrasında deri altında önemli bir sinir ya da damar yaralanması şeklinde komplikasyonlar gelişmemektedir.  Ancak migren ameliyatı için en büyük risk in hastanın bu tedaviden fayda görmemişsindir.  Her ne kadar migren ameliyatı sonucunda %90 oranında başarı sağlansa da %10 oranında bir risk söz konusu olmaktadır.  Yani hastanın ameliyattan sonra hiç fayda göremeyeceği riski de bulunmaktadır.