0 530 074 47 04 info@migrencerrahisi.com.tr

Migren Tedavisi Ve Migren Ameliyatı

Migren ağrılarının ortaya çıkış sebebi tam olarak bilinmemekle birlikte yaklaşık %40 oranında kalıtsal olduğu düşünülmektedir.  Anne ya da babadan herhangi birinde eğer migren varsa çocukta görülme olasılığı %40 oranında olmaktadır.  Anne veya babanın her ikisinin dedi migrenin olması ise  çocukta migren görülme olasılığını % 75 oranına yükseltmektedir.  Otonom sinir sisteminden kaynaklanan migren ağrısı bioelektriksel bir ağrıdır.  Daha çok nörolojinin ilgi alanına giren migren ağrıları orta şiddetli ya da çok şiddetli bir biçimde yaşanabilmektedir.  İnsanların normal yaşam düzenini bozarak aktivitelerini engelleyen migren ağrıları sadece migren atağı yaşayan kişinin değil onun çevresindekilerin de yaşam kalitesini bozabilmektedir. Migren atağı sırasında zonklayıcı bir baş ağrısı ya da birlikte atan baş ağrısı şeklinde bir ağrı hissedilmektedir.  Migren ağrıları başın tek bir tarafında yerleşerek kendini göstermektedir.  Migren ağrısına kusma,  bulantı eşlik etmekte bir bununla birlikte koku,  ışık,  sese karşı da hassasiyet gelişmektedir.  Migrenin kadınlarda daha sık görüldüğü ortaya konulmuştur.  Kadınların yaklaşık %18’inde migren ağrısı görülürken erkeklerde ise bu oran % 6 oranındadır.  Kadınlarda daha çok adet kanaması öncesinde östrojen hormonunun azalmasına bağlı olarak migren ağrıları görülebilmektedir. Migren ağrıları orta şiddette geliştiği zaman kişilerin normal yaşamın düzenini bozma almaktadır.  Ancak çok şiddetli olan migren atakları pek çok kişide ağrı ve diğer semptomların da şiddetli gelişiminden dolayı yaşam kalitelerini düşürmektedir.  Şiddette arayan kişiler kendilerini karanlık bir odaya kapatarak uyumak istedikleri için günlük yaşamları içerisindeki bir gün aksamaktadır.

 

Ağrı kesicilere bağımlı olarak yaşayan migren hastaları için son dönemlerde geliştirilen en kalıcı ve radikal yöntem migren ameliyatıdır.  Bu ameliyatın temelinde beyine ağrı duyusunu ileten bu yüzeysel olan sinirler bulunduğu çevrede sıkışarak çevresel uyaranlardan etkilendiği için bu kadar getirmektedir.  Her migren ağrısının bir başlangıç noktası bulunmaktadır.  Migren ameliyatı sırasında migrenin başladığı bu nokta tespit edilerek bölgedeki mekanik sıkışıklık giderilmektedir.  Migren tanısını bir nöroloji uzmanı tarafından konulması gerekmektedir.  Bu şekilde tanı konulmuş hastalar içerisinde ilaç tedavisi görenler ve bir ay içerisinde 2-3 kez atak geçiren hastalar,  ilaç tedavisinin yan etkisinden dolayı ilaç alamayan hastalar ile ilaç kullanmak istemeyen hastalar migren ameliyatı için uygun kişilerdir.

 

Migren ameliyatı öncesi dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır.  Eğer hasta kan sulandırıcı olarak aspirin  kullanıyor ise hastanın mutlaka ameliyattan birkaç hafta öncesinde aspirin kullanmayı kesilmesi gerekmektedir.  Yine ameliyattan sonraki bir hafta boyunca aspirinin kullanılmaması  gerekir.  Ayrıca e vitamini ya da tüketilen besinlerdeki e vitamini takviyesi de kanamaya sebep olacağından e vitamini alınmaması gerekmektedir.  2000’li yıllardan beri üzerinde yoğunlaşılan migren ameliyatı  pek çok merkez tarafından kabul gören endoskopik bir uygulamadır.  Uygulama sırasında bir kamera kullanılmakta ve bu kamera saçlı deri içerisinden 1 santimetrelik bir kesi ile gerçekleştirilmektedir.  Kesi içerisinden hedef bölgeye ulaşılarak buradaki  sinirleri cilt altından ameliyat uygulanmaktadır.  Çevre dokulara zarar vermeden atağa sebep olan sinirler üzerinde bir gevşetme işlemi uygulanmaktadır.  Migren atakları kasların sıkışmasına bağlı olarak geliştiği için atağa sebep olan bölgedeki kasların gevşetilmesi gerekmektedir.  Atağa sebep olan her bölgeye yaklaşık olarak 45 dakikalık bir uygulama yapılmaktadır.  Ameliyattan sonra ise saçlı deriden dışarıya uzanan bölgeleri dren yerleştirilmektedir.  Böylece içeride sıvı ve kan birikmesinin önüne geçilmektedir. Ameliyat sonrasında bir hafta ile 10 gün içerisinde migren atağı olan kişilerde ayrı ağrıların kaybolduğu gözlemlenmektedir.  Ameliyattan sonraki bir gün boyunca hasta müşahede altında tutulmaktadır.  Ameliyatla birlikte oluşan ödemler ve şişlikler birkaç gün içerisinde ortadan kalkmaktadır.  Ameliyat olan kişinin birkaç hafta boyunca egzersiz yapmaması ve dinlenmesi gerekir.  Ameliyatta  kendi başına eriyen dikişler kullanıldığı için dikiş alma olayı gerçekleşmektedir.